Öğrenciler her yıl eğtim öğretim görürken adında "özet" geçen ödevlerle karşılaşıyorlar ve bunun için çok zaman harcıyorlar. Ancak sonuç bir özet kalitesinden uzakta, web sitelerinden kopyala yapıştır, ya da ilgili paragrafları birkaç cümlesini alarak dizilen, konu bütünlüğünden ve dolayısıyla onun anlamının içselleştirilmesinden çok uzakta bıktırıcı mesailerin göstergesine dönüşüyor. Zira özetleme uğruna çalıştığı bir kaynaktan öylesine belirlenen tümceleri ders defterine taşıyan öğrencinin göziemlenmesi, kortun yanından bir tenis maçını izleyen birinin süper ağır çekim görüntüsüne benzemiyor mu? Oysaki beyin sağa sola fazlaca sallanmaya hiç sevmez.
Öğrencilerin zamanının çok olduğunu yönündeki kanıların angaryaya kapı açtığı bir tür haksızlığı da genel geçer kıldığı bilinen bir şeydir. Hayır insan hayatı sınırlı bir zaman dilimi ve bu yaklaşım hiç de adil değildir. Başka açıdan, okullarda hedeflenen kariyerin akademik yükünü, zamanın eğitim paydaşlarının ne kadar kaldırabileceği de hoş bir şaka konusu olabilir mi?
Okul kitaplarında, ya da eğititsel amaçlar doğrultusunda referans verilen kaynaklardaki ortalama bir metin nasıldır? İrili ufaklı her metin sırasıyla başlıklardan, bölümlerden, paragraflardan, tümcelerden, sözcük öbeklerinden, sözcüklerden, kök-gövde-eklerden ve en sonunda da harflerden oluşur. Şekilleri, resimleri, diyagramları ve çizimleri de katabiliriz buna eğer göstergebilimsel bir açıdan bakacaksak. Çünkü her öge uzlaşılmış bir anlamlar bütünlüğünde görev yapardı değil mi? Öyle ki kendine özgü bir dili vardır diyebilir miyiz?
Özet çıkarmakla, okuduğunu ya da anladığını kendince göstermenin esnek tarzı olan yorumlamak ve daha teknik bir havası olan raporlamak ile ilişkisini nasıl kurabiliriz? Öyle değil midir ki "özet çıkarma" ödevleri öğrencilerin akademik becerilerini geliştirerek öğrencinin hangi kaynaktan ne kadar ve nasıl anladığını görebilimek gibi bir asıl amacı vardır. Yoksa, özet ödevleri ne işe yaramaktadır?
Ne kadar çeşit ders varsa o kadar türde metin olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü içinde bilimin ve sanatın da bulunduğu insansal ilgi alanlarına ilişkin bilgi ve bulguların metinleştirilmesinde, o alanlara ilişkin önceliklerin ileri çıkması kaçınılmazdır. Dolayısla özgeleşmiş metinler doğalarına göreki araçları kullanmaya mecbur kılar bizi. Bunun göbek adına da terminoloji dersek hata yapmış olmayız sanırım. Malzemeye göre alet, işe uygun donanım, üretkenliğin hala bayrağıdır. Zira mutfakta pek çok kaşık var, çorba kaşığı, çay kaşığı, tatlı kaşığı gibi. Menüye göre görev görüyorlar. Bu da genç insanların derslerinde başarılı olmak için daha fazla endişlenmeleri anlamına gelmez mi?
"Özetle", şu an tartışmanın özeğinde ne vardır? "Öz"ü yakalamakla ilgili endişerin yapılandırılması vardır tabi ki. Öyle her metin açıkça özünü ortaya koyar mı? Bilimsel metinler hariç üstünde sarılı pek çok katmanla çıkar karşımıza. Özet çıkaran kişi o metni yeniden farklı biçimlerde yaratmak gibi bir uğraşla karşılaşır ki bu tipik bir eleştirmen becerisidir aynı zamanda. Metnin DNA'sına ulaşmak ve daha farklı hatta çok daha az olan öğelerle onun yeniden inşası desek, ne kadar konu dışına çıkmış oluruz ki?
Buraya kadar pek suya sabuna dokunmadık. Ama suya sabuna dokunmayınca da temizlik olmuyor. Akademik platform sayılabilecek eğitim çalıştaylarında rapor hazırlamak, yorumlamak, öğrenim senaryoları hazırlamak başıma sık gelen işlerdir. Toplamından çıkardığım özeti listeledim. İşte liste:
Özet çıkarmak için ne gibi beceriler ve özellikler gerekir?
- Sözcük dağarcığı zengin olmak
- Sözcüklerin anlam çeşitliliklerini (terim, yan, mecaz, eş, zıt anlamlar) bilmek
- Yaygın olan kısaltmaları bilmek
- Nasıl kısaltma yapılacağını bilmek
- Tümceleri ögelerine ayırabilmek ve ögelere seçenek sunabilmek
- Anlatacaklarını bir dizelge biçimine getirebilmek (liste biçimi)
- Temayı, konuyu ve anahtar kavramları çıkarıp haritalayabilmek (zira tema ve konu da birer anahtar kavramdır)
- Şekil, diyagram ve resim okuyabilmek ve yaratabilmek
- Paragrafların yapısını bilmek ve bu çercevede metin üretebilmek
- Düşünceyi geliştirmekte tutulan seçimleri görebilmek ve yolları kullanabilmek
- Web2.0 araçlarını ve ofis yazılımlarını kullanambilmek (özellikle açık kaynak kodlu olanlarını)
Yukarıdaki dizelgede yer alanlardan hangisi bu yazının amacı dışındadır? Dizelgeye bakıldığında üstün akademik beceriler manzumesinin karşımıza dikildiğini görmekteyiz. Böylesi bir beceriler topluluğunu ne tür eğitim kurumlarımızda görebiliriz? Master, doktora gibi programların niteliğine işaret ediyor mu? Peki ortaokul ve lisede verdiğimiz özet ödevleri bu çerçevenin neresini hedeflemektedir? Orta okuldaki öğrencilerimizin bu beceriler hakkında bilgileri var mı? Gerçi böylesine bir hedef var mıdır diye daha önce sormak daha iyi olabilir miydi?
Eğer liste abartılı geliyorsa siz kendinize göre bir özetini çıkarabilirsiniz, bu listeye bakarak.
İyilik, güzellik ve adil olmak için...
Teşekkürler.
Maalesef benim 2.sınıfa giden oğlum var ve çocuk ders çalışmayı sevmiyor. Okulda ogrendiklerim bana yeter diyor. Ve her gittiğinde ağlıyor. Ben ne zaman oynayacağım, seninle sohbet edeceğim diyor. Çocukların işi zor. Sistem onları ne zaman anlayacak bende bilmiyorum.
ReplyDeleteDeğerli öğretmenim, eğitimin saha elemanları olarak bizim oyunu daha farklı alanlara taşımamız düşünülebilir mi? Verilen ödevler daha yaratıcı sunuşlar ve içeriklerle alınabilir mi? Ek olarak özet ödevlerinin ne kadarı veren öğretmen tarafından incelenebiliyor ki! Fikrimce pek çok öğrenci öğretmenin bakmayacağını düşünerek ödevine karşı bir tutum geliştiriyor. Zira ödevi ile ilgilenileceğini bilen bir öğrenci daha farklı davranabilir mi? Ödevlerin niceliğinden ziyade niteliğine ağırlık verilebilir mi? Teslim edilen ödevler bir ders konusu olabilir mi? Kimi ödevler bir aile etkinliği olarak tasarlanabilir mi? Ödevlerin oyun dozu olabilir mi? Yorumunuzu okuyunca bu sorular aklıma geldi öğretmenim.
DeleteTeşekkür ederim. ����
Gürkan öğretmenim
ReplyDeleteGürkan öğretmenim her zaman ki gibi son derece haklısınız ilkokul 3. sınıfa giden oğluma özet ödevi veriliyor okuduğu kitabı özetlesin isteniyor açıklama yapıyorum oğlum şu şekilde yapacaksın diye ama anlamıyor ve nefret ediyor yazı yazmaktan bu tür ödevleri yapmaktan.Çocuklarımız için üzülüyorum umarım bir gün her şey düzelir ve gerçek anlamda bir eğitim ve öğretimden bahsedebiliriz...
ReplyDelete